SORU-CEVAP

Soru: Babağan Kolundan (Bektaşilerden) neden tek imza yok?
Cevap: Bektaşi tarikatının dedebabası Ali Haydar Ercan Dedebaba ile yaptığımız görüşmede, kendisi bizi Abdal Musa Tekkesinde görevli Hüseyin Eriş Halifebaba’ya yönlendirdi. Bildirgeyi okuyan Hüseyin Eriş Halifebaba, bildirgede ifade edilen birkaç temel konuya itiraz şerhi düştü. Şerh konularını görüşmek için kendisi ile irtibata geçmek istedik, ancak telefonlarımızı açmadı (yahut görmedi). Biz de, kurumsal kimliğine saygımızdan dolayı tarikattan başka kişilerle irtibata geçmedik. Ancak imza atmak isteyen tarikat yetkilileri (dedebaba, halifebaba ve baba) olursa, bundan sonraki baskılarda kendilerini bildirgeye dâhil etmekten şeref duyarız.

Soru: Anadolu Alevi Ocakları Derneği, Bildirge’yi imzalamak için Alevi dedelerine açık çağrıda bulundu. Neden olumsuz bir tavır sergiliyorlar?
Cevap: Derneğin başkanı Süleyman Metin’e ve Hüseyin Aldoğan’a bildirgeyi imza için gönderdik. Ancak ikisi de olumsuz yaklaştılar. Süleyman Metin’in imzasız olarak ve birkaç cümleden oluşan bir eleştiri metni gönderdi. Elbette imza atmamalarını ve eleştirmelerini anlarız, saygı duyarız. Hatta Bildirge aleyhine çalışmalarını da doğal kabul ederiz. Ne var ki; imzacılarımız için sarf ettikleri “küçük sayıda ismi ve dedeliği belli olmayan dede ve kanat önderi” sözleri yanlıştır. Hakka girmektir ve yolumuzun ahlakı ile uyuşmamaktadır. Takdiri canlarımızın vicdanına bırakıyoruz.

Soru: CEM Vakfı ile irtibata geçtiniz mi?
Cevap: Elbette. Cem Vakfı, eleştiri hakkımız saklı kalmak kaydı ile, bizim değer verdiğimiz bir kurumdur. Cem Vakfı ile irtibata geçtik. Dedelerimizin imzalaması için Bildirge metinini kendilerine bıraktık. İmza atıp atmamak konusunda bazı tereddütleri oluştu ve sonuçta imzalamadılar. Neler yaşandı bilmiyoruz. Ancak Bildirge metnine çok kuvvetli itirazlarının olmadığını tahmin ediyoruz. Bildirge metni bundan sonra da imzaya açıktır. Cem Vakfı dedelerini ve kanaat önderlerini aramızda görmekten kıvanç duyarız.

Soru: Bildirge ne zamana kadar imzaya açık?
Cevap: Kesin bir tarih belirlemedik. Bu metni bir toplumsal sözleşme olarak tasarladık. Nesilden nesle geliştirilerek imzalansın ve toplumsal belleğimizi diri tutsun istiyoruz. Bu nedenle ne zamana kadar imzaya açık tutarız, net bir şey demek şu an için mümkün değil.

Soru: Bildirye’yi “ırkçı, faşist” diye karalayanlar oldu? Buna ne diyeceksiniz?
Cevap: Herkes kendine yakışanı yapar. Irkçılık ve Faşizm kendilerine has teorileri olan kavramlar. Maalesef ülkemizde bilen bilmeyen herkes bazı kavramları sorumsuzca kullanıyor. Teorik tartışmalara girmeden bu sıfatları bize yakıştıranların “seviyesi”ne göre açıklayalım. Bildige’nin yazarlarından Ali Rıza Özdemir’in kendi eserlerinde ırkçılık aleyhinde yazılmış onlarca pasajı vardır. Irkçılığı bir hastalık olarak gördüğünü; akıldışılık ve kabul edilemez olduğunu defalarca yazmıştır. Bildirge’de ifade edilen husus Alevilerin “Horasan’dan gelen Türkler olduğu”dur. Bunun ötesinde bir iddia yoktur. İkinci olarak Faşizm, “tek”liği dayatan her şeydir. Tekliği dayatan her şey ise yaptırım gücünü “kuvvet”ten alır. Oysa Alevilik Bildirgesi, Alevi toplumunu “birlik”e çağırmaktadır. Birlik ise kaynağını “hukuk”tan alır.

Soru: Hacı Bektaş Veli Ocağı Çelebiler kolunun postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy’dan neden imza almadınız?
Cevap: Hacı Bektaş Veli Ocağı Çelebiler kolunun postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy ile telefonda görüştük. Bildirgeyi okumak istediğini ifade edince, adresini alarak bildirge metnini kendisine yolladık. Ancak bildirge teslim alınmadığı için bize geri döndü. Kendisi ile daha sonra irtibat kuramadık. Veliyettin Hürrem Ulusoy ve bağlı dedeler bildirgeyi okuduktan sonra imzalamak isterse, kendilerini aramızda görmekten şeref duyarız.